|
HÜR BİN
YEZİD,DEVRİMCİ TAVIR:HÜRRLEŞMEK
VE
KERBELA
Tarihin kara
sayfalarına yazılı günler...
Ümmetin ve tüm insanlığın en acı günleri...
Yer
Kerbela.
Günlerden Aşura ,aylardan muharrem...
Yer Kerbela...
İslamın evrensel ve bir o kadar da özgürlükçü mesajını
sindirmeyen müşrik güçlerin başvurdukları her çeşit hile ve komploya rağmen
yenemedikleri Örnek Kuran Nesli=Asr-ı Saadet Toplumuna karşı
geliştirilen en ölümcül ve en acımasız tuzağın ağları örülmüştür. Kerbela
öncesinde... Tüm dışardan müdahalelere işkencelere,savaşlara,kabileler arası
müdahale gücüne,hizipler ittifakı sonucu geliştirilen Ahzab savaşına
günümüz söylemiyle uluslar arası çekiç güçler,ittifak güçleri,çöl fırtınası
vb.) pusular,suikastlar ve ekonomik ambargolara rağmen direnen,ölmecesine
direnen eşsiz İslam devrimim,müşrik güçlerin örmeye başladığı tuzakların
gösterdiği tehlike sinyalleriyle karşı karşıya kalmıştır. Bu dönem ümmeti
başsız bırakmak değil ,başını değiştirmeye yönelik çaba ve uğraşların
verildiği bir dönemdir. Bir nevi,beyin nakli yapılmaya çalışılmıştır .Muvahhid
imamet kurumunun yerine saltanata dayalı zulüm ve baskı rejimi,monarşi,imparatorluk
ihdas edilmiştir. Xulefa-i Raşidin in son temsilcisi imam Ali @, şehid
edilmiş,İmam Hasan zehirletilmiş(hem de cahş eşine yaptırılmış) İmam Hüseyn
ve yarenleri boyun eğdirilmeye çalışılıyor. Tüm olumsuzlukların bir arada
yaşandığı böyle bir çağda ve zemine yapılacak en olumlu iş tartışılıyor.
İmam haccı yarıda bırakmış,qıyamı başlatmak üzere Küfeye
doğru yola çıkmıştır, çölün kucakladığı bu hareketin Devrim Konseyi
yoldadır.
Öte taraftan Yezid Şam daki sarayında kararnameler,
olağanüstü tedbirlerle meşguldür,Muaviyenin
Baş danışmanlarından biri olan,aynı zamanda katibliğini
yapan Sercun B.Mansuru kendine müşavir yapmıştır. Sercun ,Yezid in en yakın
adamlarından biri,yaveri ve alem arkadaşıdır. Ubeydullah ibn-i Ziyadın
Küfeye vali olarak atanmasını Yezide tavsiye etmiştir
Yezid in babasının yıllarca müşavirliğini yapan bu adamın
sözünü tutarak İbn-i Ziyadı olağanüstü yetkilerle donatan ve bir nevi
olağanüstü hal bölge varlığını öngören kararnameyi İbn-i Ziyadın eline
tutuşturur . ibn-i Ziyad artık Basra valiliğinin yanısıra Küfe valiliğinide
üstlenmiş ve aynı zamanda bir çok yerleşim biriminin mülki amirliklerini
yürütenlerede kumanda edecek bir konuma gelmişti.
Emir şu;İMAM HÜSEYNİ YEZİD E TESLİM ETMEK!!!
İmam Hüsey nin yâranı Müslim b. Aqile işkenceyle şehid
ettirmiş,Müslim e yakınlık duyanların çoğuda işkenceyle şehid ettirmişti.
Yapılan sokak çatışmalarında İmam lehine bir sonuç vermemiştir. Küfe halkı
üzerine estirilen terör dalgası Küfe halkının tarihe geçen ihanetine
sebebiyet vermiştir. Şimdi Küfe de ihanet kol geziyor, binlerce mektup
yazanlar,şimdi ihanetin pençesinde tutsak,ölüm korkusunun yüklediği zillete
duçar olmuştur.
İmam yola devam etmektedir İbn-i ziyad cumhur
tarihçilerinin görüşüne-bin kişilik bir kuvvetle İmammın üzerine göndermiş
ve onu durdurma görevini yüklemişti. Hürr bin Yezid İmam-a gel diye bir
mektup yazanlardan değildi. Yüklendiği vazifeyi ifa etmeye çalışıyordu. Hürr
İmam-ı durdurmaya geldiği İmam Hüseynnin arkasında öğle namazını kılar
ordusuyla birlikte... İmam Hüseyn e ne yapmak istediğini sorduğunda İmam
Küfelilerin gönderdiği mektublardan sözeder, bunun üzerine Hürr;
Vallahi Bu mektubların ne olduğunu bilmiyorum.! der.
İmam;
Ey Ukbe b. Seman! Onların bana yazdıkları mektuplar
bulunan heybeyi çıkarıp getir.!
Dedikten sonra içi mektup ve sahifelerle dolu heybe getirilip
Hürr ve adamlarının önüne serilir. Bunun karşısında Hürr;
Biz bu
mektubları sana yazanlardan değiliz Fakat sana kavuştuğumuz zamandan
itibaren,İbn-i Ziyada götürülünceye kadar senden ayrılmamamız bize
emredilmiştir.! cevabını verir.
İmam Hüseyn tarihe geçen şu meşhur sözlerini orda söyler;
Heyhaat
minez-zilleh!
(Zillet bizden uzaktır) ölüm bundan evladır.!
***
Günlerden Aşura,Aylardan Muharrem...
Hürr taraf değiştirmiştir. Kendi kabilesinden kendisine
sorulan soruda
Vallahi kendimi cennetle,cehennem arasında farzedip
ikisinden birini seçmekte serbest bırakıyorum. Vallahi hiçbir şeyi Cennete
tercih edemiyorum. İster kesilip biçileyim,ister yarılıp yırtılayım.
Kesin çizgiyi koymuş,hattı belirlemiş,hendeği kazmıştır,sadakat
ile ihanet arasında bir tercih söz konusudur. Ve kendi içinde başlattığı
meydan muharebesini,sadakat kazanmıştır
İHANETE KARŞI DEVRİMCİ TAVIRDA ÜÇ BOYUT
a)Aqidevi boyut:
Dava adamının kendine güveni kendinden eminliği Hürr ün deyişiyle kendimi
Cennetle cehennem arasında farzediyorum!diyor. bu noktadan sonra tercih
koyup İslam a ihanet edene(Hizbuşşeytanlara)
ihanet(!)ediyor.
b)İç savaş:
Hürrleşenlerin ortaya koyduğu bu tavır ferdiliği bi tarafa,çok
önemli bir toplumsal misyon taşımaktadır. Her şey bir anlıktır yer yer
Hürrleşme hareketleri başlar.
Bunun karşısında zulmet bekçileri ayaklarının altında
birşeylerin kaydığını hissedince,bu Hürrleşmeye çok şiddetli bir darbe
vurmayı hedefler . onlara göre ihanet in bedeli ölümdür.
Hürr iç inqılabını bitirip İmam Hüseynin safına otuz kişilik
bir grup,kendini İmamın safına atar. Ancak Ömer b. Sad Rey valiliğine
izzeti tercih edememiştir.(ikinci güruh) Mağlubiyeti kabullenmiştir.
c) Doksan derece değil yüzseksen derece dönüş:
Devrimci tavrın gereği yüzseksen derece dönüştür.Hürr bir devrim yapmıştır.
Allahın huzuruna İmam Hüseynin dedesinin huzuruna ak alınla çıkmak için
Yezidin zillet yağmuruyla yıkanan ordunun karşısına geçmiştir. Bu doksan
derecelik bir dönüş değildir. Yani Hürr kaçmamıştır,bilakis Kerbelada
Şehadete koşmuştur. İhanete sırt çevirmenin bedelini ödemiştir. Ama İzzetle...
KERBELA
Orada... Kimler şehiddi?
Geniş ve kupkuru olan çakıllı çölde kimler vardı?
Macera dolu ve gamlı bir çöl. Ortasında küçücük bir nehir,nehrin
etrafında yayılmış olan birkaç hurma ağacı .
Mevsim yaz,şiddetli sıcakların tesiriyle çehrelerin
yandığı,güneşin yakıcı ışınları bir mızrak gibi insanların bedenlerine
saplanmaktadır. Çöl, binlerce silahlı-sopalı askerlerle dolmuş bir
vaziyettedir. Komutanlar askerler ve orda bulunan tüm insanlar ellerine bir
şeyler almış beklemekteler. Kılıç,mızrak,sopa,taş,ok,yaya ve günün buna
benzer silahlarıyla donanmışlardır. Özgürlükleri uğruna savaşan yetmiş iki
(72) savaşçı mücahidleri muhasara altına altına almışlardır. Bu yetmiş iki
savaşçıyla birlikte değişik grup ve sınıftan insanlar da vardı.
İhtiyar-,kadın,çocuk,süt emen bebeler,hasta insanlar,köleler vb...
Ey ataşın babası! susuzluk beni öldürdü,yandım
susuzluktan ,savaş araçlarının ağırlığı beni yordu. Acaba yananda susuzluğumu
giderecek ,bu ağırlıktan beni kurtaracak bir damla su var mıydı.?
İmamı Hüseyn şöyle buyurdu:
Oğlum!Canım! Savaş alanına dön,Allah yardımcın olsun.
Sen biraz sonra o kutlu ulaşacaksın. O,sana kendi bardağıyla su verecek ki,ondan
sonra susuzluk diye hiç mi hiç susamayacaksın
Biliniz ki ben ölümü saadet olarak bilmekteyim Zalimlerle
bir arada yaşamak ise benim için bir alçaklıktır . Zillete boyun eğenlere
yazıklar olsun.
Düşman İmam Hüseyn ve yaranlarını savaş meydanında dört bir yanda
muhasara altına alındığı zaman ,savaş meydanından kaçmak için elinde
yüzlerce fırsat olmasına rağmen kaçmadı aksine kaçmayı bir alçaklık olarak
kabul ederek şöyle buyurdu;
Ben size bir zelil ve alçak gibi teslim olacak değilim,bir
köle gibi de firar edecek değilim
Bunu söyleyerek başlatmış oldu. İmam birkaç saat sonra
dilinde Allahın adı tekrarladığı bir halde yere düştü. Dudaklarında
özgürlük timsali bir gülümsemeyle Hak ve adalet savunuculuğu nakşolunmuş bir
şekilde yere uzanmış bir halde toprak topluyordu,bu durumu,Onun düşmana
hala teslim olmadığına bir işareti idi. Daha sonra o mübarek yaralı
elleriyle savunmağa başladı. Zayıf olan o mübarek elleri iş yapamaz duruma
gelince dili ve sözleriyle düşmana karşı savaşıyor ve şöyle buyuruyordu.
Ya Rabbim şahitsin ve görüyorsun ki ,ben isyancı ve
garazkar kulların arasında nasıl bir mücadele verdim. Allahım! onların
tümünü kalemden düşür ve onları içinde bulundukları dağınık durumdan yok et.
Onlardan bir kişiyi dahi yeryüzünde bırakma ve asla onları bağışlama
İmam bu esnada hem feryad ediyor hem de şöyle buyuruyurdu;
Ey bedbaht ümmet! Peygamber (s)den sonra nede kötü
şeyler işlediniz. Onun ailesini karşı nasıl da bir katliama giriştiniz.
Acaba benden sonra kimseyi öldürmeyecek misiniz? Yoksa benim ölümümden sonra
rahat yüzü mü göreceksiniz? Allahın beni şehadet mertebesine ulaştırmasını
diliyorum. Daha sonra da kanımın intikamını hiç beklemediğiniz bir yerlerden
sizden alacağını umuyorum.
İmam yere düşünce kan mübarek sırtından çeşme gibi akıyordu.
Büyük bir şecaat ve memnunlukla şöyle buyurdu:
Allah tarafından başıma gelen her şey kolaydır
(?)Yezid kazanmıştı...sanki her şey bitmişti! Her şey...!
İmamın şehadet ve katlinin üzerinden yirmi gün geçtikten
sonra. Yezid büyük bir gurur,kibir ve sevinçle birkaç beyit söyleyince. Hz
Zeyneb karşısına durdu ve şöyle buyurdu.
Alemlerin Rabbi olan Allaha sonsuz hamd-u senalar olsun.
Allahın Resulüne, ve Onun pak ailesi ne salat ve selam olsun. Allahu
teala ne güzel buyurmuş: Sonra günaha ve kötü amellere bulaşan kimselerin
sonu çok kötü oldu. Kendi arzuları için Allahın ayetlerini yalanladılar.
Onları boş şeyler sandılar ve onlarla alay ettiler.(Rum suresi:10)
Zeyneb biraz durup nefes aldıktan sonra şöyle devam etti:
Ey Yezid! Sen yeryüzünü ve semanın ufuklarını üstümüze
daralttığını mı zannediyorsun? Bizleri zor şartlarla karşı karşıya getirdin.
Biz esarete attın,esir insanlar gibi bu şehirden o şehire sürgün ettin,yerlerde
sürüklettirdin. Sen bunları yapmakla şerefinin arttığınamı inanıyorsun.?
Senin büyüklük ve izzetinin bir işareti midir bunlar.? Büyük bir iş becerdiğinimi
zannediyorsun.? Artık burnun yükseklerde. Gurur ve kibirli bir zerafetle
bakıyorsun. Dünyayı kendi arzu ve isteklerine uygun bir şekilde görmektesin.
Hakka layık olanlara haksızca zulmetmektesin. Onlara en adi hareketleri reva
görmektesin. Bunun sana kalacağına mı inanıyor musun.? Buna öylesine
inanmışsın ki dünyayı kendi istek ve arzuna göre düşünüyor ve gönlünü
bununla avutuyorsun. Yoksa sen bu oyunu kazanacağına mı inanıyorsun.? Bu tür
olayların senin yararına olacağına ve zulme dayalı hükümetinin devam edeceğine
gerçekten inanıyor musun.?
Ve sonrasından Zeyneb şöyle buyurdu:
İnkar edenler sanmasınlar ki,kendilerine mühlet vermemiz,kendileri
için hayırladır. Biz onlara mühlet veriyoruz ki,günahı arttırsınlar. Onlar
için alçaltıcı bir azab vardır.(Al-i imran:178)
***
Kısacık bir zaman zarfında olup-biten bu olayı...
Evet yine kim inanırdı ki! O gün yere düşen ve Bana kim
yardım edecek? Bana kim yardım edecek? feryadıyla canın Rabbine teslim eden
o kahraman insan ve arkadaşları inqılapçı ve devrimci ruhlar için bir örnek
ve şefkatli bir baba olacak. Kılıçların ve mızrakların darbesiyle parçalanan
boğazında kısa bir süre içinde çıkan kelimelerin tarihin yüksek duvarlarında
yankılanacağına ve tüm özgür inqılapçıların bir şarkısı haline geleceğine
kim inanırdı. Ve o sözlerin bir gün zulüm duvarlarını yıkacağına kim
inanırdı.?
Kim inanırdı o gün Zeynebin ağzından dökülen sözler bugünün
devrimci şarkılarına nağme olacak?
Ve Ey islam Ümmeti:
SİZE NE OLDU DA ALLAH YOLUNDA VE MUSTAZAFLARIN KURTULUŞU
İÇİN SAVAŞMIYORSUNUZ.
(Al-i
imran:74)
|