Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

table.MsoNormalTable {mso-style-parent:""; font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman"}

Ana Sayfa Siir Kerbela Sehitler Kervani Veda Hutbesi Kartlar Linkler

 

"Veledi zina İbn Ziyat beni iki şey arasında bıraktı ya Şerefli İzzetli bir ölümü seçmek!!!Yada Zillet altında yaşamak... HEYHAAAAT!!! MİNEZ ZİLLEH (Zilleti sevmez Allah) Zillet bizden uzaktır
İMAM-I HUSEYİN (a.s)

 

LIGHT18.gif (7440 bytes)LIGHT18.gif (7440 bytes)LIGHT18.gif (7440 bytes)LIGHT18.gif (7440 bytes)

LIGHT18.gif (7440 bytes)LIGHT18.gif (7440 bytes)LIGHT18.gif (7440 bytes)LIGHT18.gif (7440 bytes)

 

HÜR BİN YEZİD,DEVRİMCİ TAVIR:HÜRR’LEŞMEK

LIGHT18.gif (7440 bytes)VE KERBELALIGHT18.gif (7440 bytes)

  Tarihin kara sayfalarına yazılı günler...

Ümmetin ve tüm insanlığın en acı günleri...

Yer Kerbela.

Günlerden Aşura ,aylardan muharrem...

Yer Kerbela...

    İslamın evrensel ve bir o kadar da özgürlükçü mesajını sindirmeyen müşrik güçlerin başvurdukları her çeşit hile ve komploya rağmen yenemedikleri “Örnek Kur’an Nesli”=Asr-ı Sa’adet Toplumu’na karşı geliştirilen en ölümcül ve en acımasız tuzağın ağları örülmüştür. Kerbela öncesinde... Tüm dışardan müdahalelere işkencelere,savaşlara,kabileler arası müdahale gücüne,hizipler ittifakı sonucu geliştirilen Ahzab savaşına ‘günümüz söylemiyle uluslar arası çekiç güçler,ittifak güçleri,çöl fırtınası vb.) pusular,suikastlar ve ekonomik ambargolara rağmen direnen,ölmecesine direnen eşsiz İslam devrimim,müşrik güçlerin örmeye başladığı tuzakların gösterdiği tehlike sinyalleriyle karşı karşıya kalmıştır. Bu dönem ümmeti başsız bırakmak değil ,başını değiştirmeye yönelik çaba ve uğraşların verildiği bir dönemdir. Bir nevi,beyin nakli yapılmaya çalışılmıştır .Muvahhid imamet kurumunun yerine saltanata dayalı zulüm ve baskı rejimi,monarşi,imparatorluk ihdas edilmiştir. Xulefa-i Raşidin in son temsilcisi imam Ali @, şehid edilmiş,İmam Hasan zehirletilmiş(hem de cahş eşine yaptırılmış) İmam Hüseyn ve yarenleri boyun eğdirilmeye çalışılıyor. Tüm olumsuzlukların bir arada yaşandığı böyle bir çağda ve zemine yapılacak en olumlu iş tartışılıyor.

    İmam haccı yarıda bırakmış,qıyamı başlatmak üzere Küfe’ye doğru yola çıkmıştır, çölün kucakladığı bu hareketin ‘Devrim Konseyi’ yoldadır.

Öte taraftan Yezid Şam daki sarayında ‘kararnameler’, ‘olağanüstü tedbirlerle meşguldür,Mu’aviye’nin

    Baş danışmanlarından biri olan,aynı zamanda katibliğini yapan Sercun B.Mansur’u kendine müşavir yapmıştır. Sercun ,Yezid in en yakın adamlarından biri,yaveri ve alem arkadaşıdır. Ubeydullah ibn-i Ziyad’ın Küfe’ye vali olarak atanmasını Yezide tavsiye etmiştir

    Yezid in babasının yıllarca müşavirliğini yapan bu adamın sözünü tutarak İbn-i Ziyad’ı olağanüstü yetkilerle donatan ve bir nevi olağanüstü hal bölge varlığını öngören ‘kararnameyi İbn-i Ziyad’ın eline tutuşturur . ibn-i Ziyad artık Basra valiliğinin yanısıra Küfe valiliğinide üstlenmiş ve aynı zamanda bir çok yerleşim biriminin mülki amirliklerini yürütenlerede kumanda edecek bir konuma gelmişti.

Emir şu;İMAM HÜSEYNİ YEZİD E TESLİM ETMEK!!!

    İmam Hüsey nin yâranı Müslim b. Aqil’e işkenceyle şehid ettirmiş,Müslim e yakınlık duyanların çoğuda işkenceyle şehid ettirmişti. Yapılan sokak çatışmalarında İmam lehine bir sonuç vermemiştir. Küfe halkı üzerine estirilen terör dalgası Küfe halkının tarihe geçen ihanetine sebebiyet vermiştir. Şimdi Küfe de ihanet kol geziyor, binlerce mektup yazanlar,şimdi ihanetin pençesinde tutsak,ölüm korkusunun yüklediği zillete duçar olmuştur.

    İmam yola devam etmektedir İbn-i ziyad –cumhur tarihçilerinin görüşüne-bin kişilik bir kuvvetle İmam’mın üzerine göndermiş ve onu durdurma görevini yüklemişti. Hürr bin Yezid İmam-a “gel” diye bir mektup yazanlardan değildi. Yüklendiği vazifeyi ifa etmeye çalışıyordu. Hürr İmam-ı durdurmaya geldiği İmam Hüseyn’nin arkasında öğle namazını kılar ordusuyla birlikte... İmam Hüseyn e ne yapmak istediğini sorduğunda İmam Küfe’lilerin gönderdiği mektublardan sözeder, bunun üzerine Hürr;

    “Vallahi Bu mektubların ne olduğunu bilmiyorum.! der.

İmam;

    “Ey Ukbe b. Sem’an! Onların bana yazdıkları mektuplar bulunan heybeyi çıkarıp getir.! Dedikten sonra içi mektup ve sahifelerle dolu heybe getirilip Hürr ve adamlarının önüne serilir. Bunun karşısında Hürr;

    “Biz bu mektubları sana yazanlardan değiliz Fakat sana kavuştuğumuz zamandan itibaren,İbn-i Ziyad’a götürülünceye kadar senden ayrılmamamız bize emredilmiştir.!” cevabını verir.

İmam Hüseyn tarihe geçen şu meşhur sözlerini orda söyler;

“Heyhaat mine’z-zilleh!”

(Zillet bizden uzaktır) “ölüm bundan evladır.!”

***

Günlerden Aşura,Aylardan Muharrem...

Hürr taraf değiştirmiştir. Kendi kabilesinden kendisine sorulan soruda

    “Vallahi kendimi cennetle,cehennem arasında farzedip ikisinden birini seçmekte serbest bırakıyorum. Vallahi hiçbir şeyi Cennet’e tercih edemiyorum. İster kesilip biçileyim,ister yarılıp yırtılayım.”

Kesin çizgiyi koymuş,hattı belirlemiş,hendeği kazmıştır,sadakat ile ihanet arasında bir tercih söz konusudur. Ve kendi içinde başlattığı meydan muharebesini,sadakat kazanmıştır

İHANETE KARŞI DEVRİMCİ TAVIRDA ÜÇ BOYUT

a)Aqidevi boyut: Dava adamının kendine güveni kendinden eminliği Hürr ün deyişiyle “kendimi Cennetle cehennem arasında farzediyorum!”diyor. bu noktadan sonra tercih koyup İslam a ihanet edene(Hizbuşşeytanlara)

ihanet(!)ediyor.

b)İç savaş:  Hürrleşenlerin ortaya koyduğu bu tavır ferdiliği bi tarafa,çok önemli bir toplumsal misyon taşımaktadır. Her şey bir anlıktır yer yer Hürrleşme hareketleri başlar.

Bunun karşısında zulmet bekçileri ayaklarının altında birşeylerin kaydığını hissedince,bu Hürrleşmeye çok şiddetli bir darbe vurmayı hedefler . onlara göre ihanet in bedeli ölümdür.

Hürr iç inqılabını bitirip İmam Hüsey’nin safına otuz kişilik bir grup,kendini İmam’ın safına atar. Ancak Ömer b. Sa’d Rey valiliğine izzeti tercih edememiştir.(ikinci güruh) Mağlubiyeti kabullenmiştir.

c) Doksan derece değil yüzseksen derece dönüş: Devrimci tavrın gereği yüzseksen derece dönüştür.Hürr bir devrim yapmıştır. Allah’ın huzuruna İmam Hüsey’nin dedesinin huzuruna ak alınla çıkmak için Yezid’in zillet yağmuruyla yıkanan ordunun karşısına geçmiştir. Bu doksan derecelik bir dönüş değildir. Yani Hürr kaçmamıştır,bilakis Kerbela’da Şehadet’e koşmuştur. İhanete sırt çevirmenin bedelini ödemiştir. Ama İzzetle...

KERBELA

Orada... Kimler şehiddi?

    Geniş ve kupkuru olan çakıllı çölde kimler vardı? Macera dolu ve gamlı bir çöl. Ortasında küçücük bir nehir,nehrin etrafında yayılmış olan birkaç hurma ağacı .

    Mevsim yaz,şiddetli sıcakların tesiriyle çehrelerin yandığı,güneşin yakıcı ışınları bir mızrak gibi insanların bedenlerine saplanmaktadır. Çöl, binlerce silahlı-sopalı askerlerle dolmuş bir vaziyettedir. Komutanlar askerler ve orda bulunan tüm insanlar ellerine bir şeyler almış beklemekteler. Kılıç,mızrak,sopa,taş,ok,yaya ve günün buna benzer silahlarıyla donanmışlardır. Özgürlükleri uğruna savaşan yetmiş iki (72) savaşçı mücahidleri muhasara altına altına almışlardır. Bu yetmiş iki savaşçıyla birlikte değişik grup ve sınıftan insanlar da vardı. İhtiyar-,kadın,çocuk,süt emen bebeler,hasta insanlar,köleler vb...

    “Ey ataş’ın babası! susuzluk beni öldürdü,yandım susuzluktan ,savaş araçlarının ağırlığı beni yordu. Acaba yananda susuzluğumu giderecek ,bu ağırlıktan beni kurtaracak bir damla su var mıydı.?”

İmam’ı Hüseyn şöyle buyurdu:

    “Oğlum!Canım! Savaş alanına dön,Allah yardımcın olsun. Sen biraz sonra o kutlu ulaşacaksın. O,sana kendi bardağıyla su verecek ki,ondan sonra susuzluk diye hiç mi hiç susamayacaksın”

“Biliniz ki ben ölümü saadet olarak bilmekteyim Zalimlerle bir arada yaşamak ise benim için bir alçaklıktır . Zillete boyun eğenlere yazıklar olsun.”

    Düşman İmam Hüseyn ve yaranlarını savaş meydanında dört bir yanda muhasara altına alındığı zaman ,savaş meydanından kaçmak için elinde yüzlerce fırsat olmasına rağmen kaçmadı aksine kaçmayı bir alçaklık olarak kabul ederek şöyle buyurdu;

“Ben size bir zelil ve alçak gibi teslim olacak değilim,bir köle gibi de firar edecek değilim”

    Bunu söyleyerek başlatmış oldu. İmam birkaç saat sonra dilinde Allah’ın adı tekrarladığı bir halde yere düştü. Dudaklarında özgürlük timsali bir gülümsemeyle Hak ve adalet savunuculuğu nakşolunmuş bir şekilde yere uzanmış bir halde toprak topluyordu,bu durumu,O’nun düşmana hala teslim olmadığına bir işareti idi. Daha sonra o mübarek yaralı elleriyle savunmağa başladı. Zayıf olan o mübarek elleri iş yapamaz duruma gelince dili ve sözleriyle düşmana karşı savaşıyor ve şöyle buyuruyordu.

    “Ya Rabbim şahitsin ve görüyorsun ki ,ben isyancı ve garazkar kulların arasında nasıl bir mücadele verdim. Allah’ım! onların tümünü kalemden düşür ve onları içinde bulundukları dağınık durumdan yok et. Onlardan bir kişiyi dahi yeryüzünde bırakma ve asla onları bağışlama”

İmam bu esnada hem feryad ediyor hem de şöyle buyuruyurdu;

    “Ey bedbaht ümmet! Peygamber (s)’den sonra nede kötü şeyler işlediniz. O’nun ailesini karşı nasıl da bir katliam’a giriştiniz. Acaba benden sonra kimseyi öldürmeyecek misiniz? Yoksa benim ölümümden sonra rahat yüzü mü göreceksiniz? Allah’ın beni şehadet mertebesine ulaştırmasını diliyorum. Daha sonra da kanımın intikamını hiç beklemediğiniz bir yerlerden sizden alacağını umuyorum.”

İmam yere düşünce kan mübarek sırtından çeşme gibi akıyordu. Büyük bir şecaat ve memnunlukla şöyle buyurdu:

    “Allah tarafından başıma gelen her şey kolaydır”

(?)Yezid kazanmıştı...sanki her şey bitmişti! Her şey...!

    İmam’ın şehadet ve katlinin üzerinden yirmi gün geçtikten sonra. Yezid büyük bir gurur,kibir ve sevinçle birkaç beyit söyleyince. Hz Zeyneb karşısına durdu ve şöyle buyurdu.

    “Alemlerin Rabbi olan Allah’a sonsuz hamd-u senalar olsun. Allah’ın Resulüne, ve O’nun “pak ailesi” ne salat ve selam olsun. Allah’u teala ne güzel buyurmuş: “Sonra günaha ve kötü amellere bulaşan kimselerin sonu çok kötü oldu. Kendi arzuları için Allah’ın ayetlerini yalanladılar. Onları boş şeyler sandılar ve onlarla alay ettiler.”(Rum suresi:10)

Zeyneb biraz durup nefes aldıktan sonra şöyle devam etti:

    “Ey Yezid! Sen yeryüzünü ve semanın ufuklarını üstümüze daralttığını mı zannediyorsun? Bizleri zor şartlarla karşı karşıya getirdin. Biz esarete attın,esir insanlar gibi bu şehirden o şehire sürgün ettin,yerlerde sürüklettirdin. Sen bunları yapmakla şerefinin arttığınamı inanıyorsun.? Senin büyüklük ve izzetinin bir işareti midir bunlar.? Büyük bir iş becerdiğinimi zannediyorsun.? Artık burnun yükseklerde. Gurur ve kibirli bir zerafetle bakıyorsun. Dünyayı kendi arzu ve isteklerine uygun bir şekilde görmektesin. Hakka layık olanlara haksızca zulmetmektesin. Onlara en adi hareketleri reva görmektesin. Bunun sana kalacağına mı inanıyor musun.? Buna öylesine inanmışsın ki dünyayı kendi istek ve arzuna göre düşünüyor ve gönlünü bununla avutuyorsun. Yoksa sen bu oyunu kazanacağına mı inanıyorsun.? Bu tür olayların senin yararına olacağına ve zulme dayalı hükümetinin devam edeceğine gerçekten inanıyor musun.?”

Ve sonrasından Zeyneb şöyle buyurdu:

    “İnkar edenler sanmasınlar ki,kendilerine mühlet vermemiz,kendileri için hayırladır. Biz onlara mühlet veriyoruz ki,günahı arttırsınlar. Onlar için alçaltıcı bir azab vardır.”(Al-i imran:178)

***

Kısacık bir zaman zarfında olup-biten bu olayı...

    Evet yine kim inanırdı ki! O gün yere düşen ve “Bana kim yardım edecek? Bana kim yardım edecek?” feryadıyla canın Rabbine teslim eden o kahraman insan ve arkadaşları inqılapçı ve devrimci ruhlar için bir örnek ve şefkatli bir baba olacak. Kılıçların ve mızrakların darbesiyle parçalanan boğazında kısa bir süre içinde çıkan kelimelerin tarihin yüksek duvarlarında yankılanacağına ve tüm özgür inqılapçıların bir şarkısı haline geleceğine kim inanırdı. Ve o sözlerin bir gün zulüm duvarlarını yıkacağına kim inanırdı.?

Kim inanırdı o gün Zeyneb’in ağzından dökülen sözler bugünün devrimci şarkılarına nağme olacak?

Ve Ey islam Ümmeti:

“SİZE NE OLDU DA ALLAH YOLUNDA VE MUSTAZ’AFLARIN KURTULUŞU İÇİN SAVAŞMIYORSUNUZ.” (Al-i imran:74)

 




www.cennetyolcusu.4t.com





CennetYolcusu